Reflü hastalığı; midede asit, safra ve mukustan oluşan sıvının yemek borusuna (özefagusa) geri kaçmasıdır. Midede ve göğüste yanma, ekşime, ağrı; ağızda acı bir tat hissedilmesi, besinlerin ağza gelmesi, kilo kaybı, ağızda koku, ses kısıklığı, midede şişkinlik, geğirme, boğazda yanma, kuru öksürük, ağrılı yutkunma, kusma, hıçkırık, dişlerde çürüme gibi belirtilerle kendisini hissettiren reflü; toplumda yaygın bir şekilde görülüyor. Yaşam kalitesini düşüren reflü hastalığının önüne geçmede yaşam tarzı değişiklikleri önemlidir.
Reflünün en belirgin özelliği mide asididir. Asidik salgı, yemek borusunda devamlı temasta kaldığında ciddi bir hasar meydana getirir. Bu tahriş yüzünden boğazda yanma, ekşime ve ağrı gibi rahatsızlıklar meydana geliyor. Tek seferde aşırı miktarda besin tüketmekte reflüye zemin hazırlar. Ayrıca aşırı baharatlı yemekler, asitli meyveler, fazla yağlı kızartılmış gıdalar, sigara, alkol, kafeinli içecekler, naneli besinler, hamilelik ve bazı ilaçların yan etkileri reflüye yol açar.
Kronik bir hastalık olan reflünün; “diyet ve yaşam tarzını değiştirme, ilaç ya da cerrahi operasyon” gibi yaklaşımlarla tedavisi mümkündür. Birçok farklı etkene bağlı olarak ortaya çıkabilen reflünün tedavisi genellikle yaşam tarzının değiştirilmesiyle başlar. Doğru beslenme alışkanlığı (az ve sık yemek yemek), yemek yedikten sonra uzanmamak, aşırı yağ içeren gıdalardan kaçınmak, ideal kilonun korunması, çok sıcak yiyeceklerin tüketilmemesi, asitli ve alkollü içeceklerden uzak durmak, düzenli egzersiz gibi dengeli bir yaşam biçimini benimsemek bu rahatsızlığın semptomlarını hafiflemesine yardımcı olur.
Ayrıca aşırı dar giysilerin giyilmemesi, yüksek bir yastıkta yatılması da mide asidinin yukarı çıkmasını engeller. Bir uzman tarafından reçete edilen asit giderici, yemek borusu ve midenin düzenli çalışmasını sağlayacak ilaçların da düzenli bir şekilde kullanılması hastalığın iyileşmesine katkı sunar. Bu tedavilerden sonuç alınmadığı durumlarda, yemek borusuyla midenin birleştiği alt uç bölümde, tüketilen gıdaların geçişine izin veren kapakçıkla ilgili cerrahi yöntemlere başvurulabilir.
Reflü tedavisinde endoskopik yöntemler vardır. Hastalığın kalıcı tedavisi için önerilir. Gevşek sfinkter yapısı daraltılarak daha güçlü ve fonksiyonel hale getirilir. Bu yöntem endoskopik olarak uygulanır. Endoskop aracılığıyla ağızdan girilir. Yemek borusunun altındaki gevşek kısma sağlam mide dokusu dikilir. Ciltte kesi izi oluşturmayan bu işlemle asit kaçağı önlenmiş olur.
Sfinkter gevşekliği 3 cm’in altında olan 18 yaşından büyüklere ve devamlı ilaç kullanması gereken hastaların tedavisinde endoskopik fundoplikasyon uygulanabilir. Endoskopi odasında genel anestezi altında yapılan bu işlem yaklaşık 1 veya 1,5 saat sürer. Operasyon sonrası sıvı diyet alınır. İyileşme olan kadar yumuşak gıdalarla beslenme sağlanır. Birkaç gün içinde normal yaşama dönülebilir. Endoskopik fundoplikasyonda yüzde 72 ile 78 oranında başarı elde edilmektedir.